''''''sitemizin en büyük amaçlarından biri her türlü bilgi video ve haberi doğru bir şekilde insanlara ulaştırmaktır....

29 Mayıs 2014 Perşembe

Kanuni Sultan Süleyman ( 28.01.1493)- (17.01.1565)

İslam Halifelerinin Yetmişbeşincisi 



Yönetim Süresi: 1520-1566 

Babası: Yavuz Sultan Selim 
Annesi: Hafsa Sultan 

Doğumu: 27 Nisan 1495 
Vefatı: 7 Eylül 1566 



1509 yılında Kefe sancakbeyliğine gönderilinceye kadar babasının yanında kaldı. Bu süre içinde iyi bir öğrenim ve eğitim gördü. Babası Yavuz Sultan Selim'in 1514 İran ve 1516 Mısır seferleri sırasında Rumeli'nin muhafazası ile görevlendirildi ve Edirne'de oturdu. Babasının vefatıyla 30 Eylül 1520 tarihinde 26 yaşındayken Osmanlı tahtına çıktı.

Kanuni Sultan Süleyman Belgrad'ın fethi (1521) ile Orta Avrupa’nın, şövalyelerin üssü olan Rodos'un zaptı (1522) ile de Akdeniz hakimiyetinin kapılarını devletine açtı. 1526'da yüz bin kişilik ordusuyla ve üç yüz kadar top ile Mohaç Ovası'nda Macar ordusuyla karşılaştı. Bu durumda sancaklarını açık ellerini semaya doğru kaldıran sultan; "Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, Hazret-i Muhammet'in ümmetine yardımını niyaz ediyorum" diye yalvardı. Tarihin bu en büyük meydan savaşında düşman ordusunu yok eden Kanuni, 20 Eylül'de Macaristan'ın başşehri Budin'e girdi. 1529'da Viyana muhasara edildi ise de kuşatma vasıtalarının getirilmemesi ve kış mevsiminin yaklaşması üzerine neticesiz kaldı. 1532'de Alman seferine çıkan Kanuni, Viyana'yı arkada bırakarak Gratz, Marburg, Gunss ve daha bir çok Alman şehirlerini zaptetti. Yedi ay Avrupa içlerinde dolaştığı halde imparator karşısına çıkmaya cesaret edemeyince geri döndü. 

1534'te Safeviler üzerine sefere çıkan Sultan, Bağdat ve Basra'yı zaptetti. Bağdat'ta evliya kabirlerini ve Kerbela'da Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin'in makamlarını ziyaret eden Kanuni, Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin kabrine türbe ve yanına imaret yaptırdı. Fetih hareketlerine devam eden Kanuni, 1535'teTebriz'i zaptetti. 1537'de İtalya seferine çıkarak, Otranto'ya kadar ilerledi. 

Karalarda cihan hakimiyetini eline geçiren Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa vasıtasıyla denizlerde de Osmanlı Devleti'nin gücünü gösteriyordu. Nitekim bu büyük deniz komutanı haçlı donanmasını 27 Eylül 1538'de Preveze'de imha ederek, müstesna bir zaferle Akdeniz'de tam bir Türk hakimiyeti kurdu. Kanuni Süveyş'te kurduğu donanma ile de Kızıldeniz'i ve Arabistan sahillerini emniyet altına aldı ve Avrupalıları Hindistan sahillerinden uzaklaştırmaya başladı. 

Bu fetihleri; 1543'te Estergon, Nis ve İstolni-Belgrad, 1551'de Trablusgarb'ın zaptı ve 1553'te Nahcıvan Seferi takip etti. İhtiyar ve hasta bir halde iken 1566'da yine cihada çıkan bu büyük Türk sultanı, Zigetvar kalesinin zaptı sırasında top sesleri arasında 72 yaşında iken vefat etti. Naşı Süleymaniye'deki türbesine defnedildi. 

Türklerin kendisine Kanuni ve Gazi, Avrupalıların ise "Muhteşem" dedikleri Süleyman Han, babasından devraldığı 6,557,000 kilometrekarelik Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14,893,000 kilometrekareye ulaştırdı. Bulunduğu yüzyıl, dünya tarihine Türk asrı olarak geçti. Bu asırda her sahada dahi devlet ve ilim adamları yetişti. Nitekim sadrazamı İbrahim Paşa, Lütfi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa; şeyhülislamı Kemal Paşazade, Ebüssuud Efendi, şairi Baki, Fuzuli; sanatkarı Mimar Sinan; kaptan-ı deryası Barbaros Hayrettin Paşa olan bir devletin padişahı Kanuni olurdu. 

Sultan Süleyman Han'ın asıl adından daha fazla bilinip, şöhreti olan Kanuni ünvanı, önceki Osmanlı kanunnamelerini ve devri icabı lüzumlu hükümleri Kanunname-i Al-i Osman adı altında, İslam hukuku esasları dahilinde toplattırıp tanzim ettirmesinden ileri gelmektedir. Kanuni hareket ve sözleri güzel, aklı kamil, nezaketli, irfan sahibi, sözleri tatlı, alim, hakim ve şairlere dost, bütün maddi-manevi iyilikleri şahsında toplamış emsalsiz bir padişahtı.

Pek çok hayrat ve iyilikleri olan Kanuni, imar faaliyetleriyle de uğraştı. Memleketin hemen her yerinde camiler, mescitler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler inşa ettirdi. Mimar Sinan'ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde Türk azameti devrinin tacını teşkil etmiştir. Koca Mimar Sinan büyük Hakan'a; "Padişahım sana öyle bir cami inşa ettim ki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir." diyerek bu güzel eserini takdim etmiştir. 

Pek çok özellikleri yanında büyük bir şair olan Kanuni Sultan Süleyman'ın hastalığında yazdığı şu beyti yüzyıllardır dillerde söylenmektedir.

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, 

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. 

Bir olay

Fransa Kral`i bir gün Alman Imparatoru Sarlken´e esir düser. Bunun üzerine validesi derhal Osmanli imparatoru Kanuni Sultan Süleyman Han´a münacat´ta bulunarak yardim ister. Süleyman Han, derhal Alman Imparatoruna bir name yazdirir : 

" Biz ki, diyar-i Trablusgarbin, diyar-i Libyanin, diyar-i Misirin, diyar-i Rumun, diyar-i ... vesaire´nin fatihi, Sultan Süleyman Han´iz. Sen ki, Almanya Eyaletinin Kral´i Sarlken´sin. Sana deriz ki, tez Fransiz Kral´i kulumuzu serbest birakasin ". Muhtesem Süleyman´in koskoca Almanya Imparatoruna olan hitabi iste bu sekilde olur.Yazdirdigi o nameyi Alman Kralina göndermek icin bir Pasa dahi tayin etmeye tenezzül etmeyen Süleyman Han, bu ise siradan bir Cavusu vazifelendirmekle iktifa eder. Tabii neticemi ? Fransiz Krali derhal serbest birakilir. Koskoca Kanuni Sultan Sülayman´a karsi durmak öyle kolay degildir.

Hakkında Yazılanlar

1.Kanuni Sultan Süleyman
Hayatı / Mefkuresi / Mücadelesi
Yavuz Bahadıroğlu
Yeni Asya Yayınları / Biyografiler Dizisi 

Bir devlet adamı düşünün ki, 46 yıl boyunca ülkesini dünyanın daima zirvede ülkesi olarak idare etmeyi başarmış olsun.
e bir padişah düşünün ki, yarım asra yaklaşan idaresi süresince ülkesinde günümüze ışık tutacak hürriyet ve eşitlik prensiplerine uygun bir idare tatbik etsin.
İşte bütün idaresi boyunca seferler, zaferler, adalet, eşitlik ve huzur dolu ülkesini uzun süre zirvede tutmayı başarmış bir devlet adamı:
Kanuni Sultan Süleyman.


HABER

Yeditepe'den tarih gündemi:


KANUNÎ VE ŞEHZADE MUSTAFA



Balyos raporlarının Kanunî dönemine ait ikinci kısmında, Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesi ve bu durumun orduda meydana getirdiği öfke bütün teferruatıyla anlatılmaktadır.



Venedik elçileri, ayrıca Osmanlı devlet teşkilatı, yeniçeriler ve acemioğlanları hakkında geniş açıklamalar yapmışlardır. Yine Kanunî ve Rüstem Paşa’yı analiz etmiş, padişahın oğulları hakkında bilgi vermiş, ayrıca Hürrem Sultan ile Mahidevran Sultan arasındaki çekişmeyle ilgili duyduklarını raporlarına almışlardır. Elçiler, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa devletlerine bakışını analiz edip, Fransa ile ittifakını anlatmışlardır. Bu raporlarda teferruatlı bir şekilde anlatılan bir diğer hadise de Kanunî’nin 1553 İran seferidir. 

BERNARDO NABAGERO – DOMENİCO TREVİSANO
Yeditepe Yayınevi

Sayfa Sayısı: 200
Ebat: 13,5x210 
Kağıt: İthal Kağıt
Yayın Yönetmeni: Mustafa Karagüllüoğlu
Editör: ERHAN AFYONCU
Kapak Tasarımı: Sercan Arslan
Kategori: İnceleme - Araştırma
Basım Tarihi: Nisan 2012
ISBN: 978-605-4052-96-7
Kapak: Karton Kapak




HABER

Kanuni'nin iç organları bulundu mu?
8 Mayıs 2014

Gazi Üniversitsi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahimgil, 450 yıl önce Zigetvar seferi sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının yerinin tespit edildiğini öne sürdü. 

"450 yıl önce Zigetvar seferi sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının gömülü olduğu yer bulundu." 

Tarihçileri heyecanlandıran iddia Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil'den geldi. 

Bir sempozyumda konuşan İbrahimgil, Osmanlı Padişahı'nın iç organlarınnı, Macaristan'ın Zigetvar şehrindeki Kanuni Camii'nin bahçesinde gömülü olduğunu söyledi. 

İbrahimgil, "Sokullu Mehmet Paşa Vakfı'ndaki belgelerden, Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının Zigetvar şehrindeki Kanuni Camisi'nin bahçesinde bir yere defnedildiği tespit edildi. Hatta belgelerde Sokullu Mehmet Paşa'nın da defin sırasında orada olduğu da yazıyor. Bu henüz çok yeni bir bilgi, basın toplantısıyla detayları aktarılacak. Daha sonra ekip giderek, kazı apacak" diye konuştu. 

YILLARDIR ARANIYOR
Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferi sırasında hayatını kaybetti. İç organları çıkarılan padişahın bedeni mumyalanıp İstanbul'a gönderildi. 

Olaydan yıllar sonra Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) desteğiyle organların gömüldüğü yer için arama çalışması başlatıldı. 

Macar yetkililerin sürdürdüğü çalışmalara Türkiye maddi kaynak sağladı. Türk yetkililer de arşivdeki belgeleri taramaya başladı. 

Yıllardır aranan bilgiye Sokullu Mehmet Paşa Vakfı'ndaki belgelerden birinde rastlandı. Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının gömülü olduğu belirtilen Kanuni Camii'nin bahçesinde kazı çalışmaları başlatılacak. 

Kanuni'nin iç organlarının altın bir muhafaza içinde gömüldüğü iddia ediliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder